Shell shock, özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında askerlerde görülen titreme, felç benzeri belirtiler, kabuslar, irkilme, sessizlik ve işlev kaybı için kullanılan geniş bir tarihsel etiketti. Bugünkü travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) ile bazı ortak yönleri olsa da shell shock tek bir hastalık değildi; beyin sarsıntısı, patlama yaralanması, psikolojik travma ve başka tıbbi tablolar aynı ad altında toplanabiliyordu.
Shell shock neden ortaya çıktı?
Siper savaşı, sürekli topçu ateşi, ölüm tehdidi, uyku yoksunluğu, yaralanmalar ve askerî disiplinin ağır baskısı yeni bir ölçekte tehlike yarattı. 1914’ten sonra askerlerde görülen belirtiler “shell shock” olarak adlandırıldı. Başlangıçta bazı hekimler patlama dalgasının sinir sistemine fiziksel zarar verdiğini düşünürken, başka hekimler travma ve korkunun rolünü savundu.
Terim kısa sürede o kadar genişledi ki, doğrudan patlamaya maruz kalmayan ama ağır stres altında çöken askerler de bu başlıkta değerlendirildi. Bu heterojenlik, “shell shock = PTSD” eşitliğinin neden tarihsel olarak hatalı olduğunu gösterir.
Fiziksel yaralanma ile psikolojik travma nasıl iç içe geçti?
Patlama veya kafa çarpması, günümüzde hafif travmatik beyin yaralanması (mTBI) olarak değerlendirilebilecek baş ağrısı, baş dönmesi, bilişsel yavaşlama ve bilinç değişikliklerine yol açabilir. Travma, uykusuzluk ve korku da benzer belirtiler üretebilir veya fiziksel iyileşmeyi zorlaştırabilir. 2007 tarihli tarihsel inceleme, shell shock kayıtlarının organik ve psikolojik açıklamaları birbirinden ayırmakta zorlandığını vurgular (shell shock ve mTBI incelemesi).
Bu nedenle “belirti psikolojikse gerçek değildir” yaklaşımı bilimsel değildir. Aynı şekilde bütün belirtileri beyin hasarına bağlamak da doğru olmaz. Güncel tıbbi değerlendirmede olayın niteliği, bilinç değişikliği, nörolojik bulgular, görüntüleme gereksinimi, uyku ve ruhsal belirtiler birlikte incelenir.
Tanı dili nasıl değişti?
Birinci Dünya Savaşı sonrasında “war neurosis”, “combat fatigue” ve “battle exhaustion” gibi terimler kullanıldı. Vietnam Savaşı gazilerinin deneyimleri ve sivil travma araştırmaları, 1980’de DSM-III’e PTSD’nin eklenmesine katkıda bulundu. Crocq ve Crocq’ın tarihsel incelemesi, travma literatürünün askerî deneyim, savaş sonrası politika ve psikiyatri sınıflandırmalarıyla birlikte şekillendiğini anlatır (2000 tarihli inceleme).
Güncel PTSD tanımı, travmatik bir olaya maruziyetin ardından yeniden yaşantılama, kaçınma, tehdit/uyarılmışlık ve biliş-duygu değişiklikleri gibi belirti kümelerini; süre ve işlev kaybı ölçütleriyle birlikte ele alır. Travma yaşayan herkes PTSD geliştirmez. Kısa süreli korku, yas veya uykusuzluk da tek başına PTSD değildir.
Shell shock ve PTSD arasındaki ortaklıklar
Kabuslar, irkilme, tehlikeye karşı aşırı uyanıklık, duygusal küntlük ve günlük işlev kaybı her iki tarihsel anlatıda bulunabilir. Savaş deneyimi, kişinin benlik ve güvenlik duygusunu bozabilir. Ancak shell shock kayıtlarındaki felç, körlük, konuşamama veya nöbet benzeri belirtiler bugün işlevsel nörolojik belirti, beyin yaralanması, nöbet veya başka tıbbi tablolarla da ilişkilendirilebilir.
Tarihsel adlandırmaların bugünkü kişilere doğrudan uygulanması, kişiyi “savaş nevrozu” etiketiyle sınırlayabilir. Değerlendirme, belirtinin görüldüğü dönemin kültürünü ve askerî koşullarını anlamalı; güncel ölçütleri mekanik biçimde geçmişe taşımamalıdır.
Stigma ve askerî disiplin
Bazı askerler korkaklıkla suçlandı, cezalandırıldı veya cepheye geri gönderildi. Başka merkezlerde dinlenme, psikolojik destek veya kısa süreli uzaklaştırma uygulandı. Tedavilerin çeşitliliği, hekimlerin yalnızca bilimsel kanıtla değil askerî ihtiyaç ve devlet politikalarıyla da hareket ettiğini gösterir.
Bu tarih, günümüzde travma yaşayan kişilerin “dayanıklılık göstermesi gerektiği” şeklindeki damgalayıcı düşüncelere karşı uyarıcıdır. Belirti yaşayan kişi zayıf veya suçlu değildir. Aynı zamanda travma tanısı, kişinin tüm kimliğini açıklayan tek bir hikâye de değildir.
Günümüzde nasıl ayırt edilir?
Travma sonrası kabuslar ve kaçınma PTSD ile uyumlu olabilir; ancak baş ağrısı, bilinç değişikliği, nöbet, duyusal kayıp veya yeni nörolojik bulgular tıbbi değerlendirme gerektirir. Depresyon, panik, madde kullanımı, kronik ağrı ve uyku bozuklukları da tabloya eklenebilir. Tanı için olay, belirtiler, süre, işlev ve başka olasılıklar bir bütün olarak değerlendirilir.
Ne zaman profesyonel değerlendirme gerekir?
Travma belirtileri bir aydan uzun sürüyor, iş/ilişki/uyku düzenini belirgin biçimde etkiliyor, kişi olaydan kaçınmak için yaşamını daraltıyor veya yoğun suçluluk ve umutsuzluk yaşıyorsa ruh sağlığı uzmanına başvurmak düşünülebilir. Kafa travması, bilinç kaybı veya nöbet şüphesinde tıbbi değerlendirme önceliklidir.
Kendine zarar verme düşüncesi, başkasına zarar riski veya güvenli kalamama varsa Türkiye’de 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı veya en yakın acil sağlık kuruluşuna gidilmelidir.
Sonuç
Shell shock, savaşın insan bedeninde ve zihninde bıraktığı etkileri adlandırma çabalarının tarihsel bir örneğidir; PTSD’nin basit bir eski adı değildir. Kavramın öyküsü, travma belirtilerini fiziksel ve psikolojik diye sert biçimde ayırmanın yetersizliğini, sınıflandırmaların kültürel ve politik bağlamdan etkilendiğini gösterir.