Ruh sağlığında ortak karar verme, tedavi ekibinin klinik bilgisini kişinin hedefleri, değerleri, geçmiş deneyimleri ve günlük koşullarıyla aynı konuşmada buluşturur. Uzman tek taraflı karar vermez; kişi de kanıtı ve riskleri tek başına çözmek zorunda kalmaz. Uygulanabilir seçenekler, yarar–zarar dengesi, belirsizlik ve izlem birlikte ele alınır.

Bu yaklaşım, kararın her zaman kolaylaşacağı veya tarafların mutlaka aynı fikirde olacağı anlamına gelmez. Bazen seçenekler sınırlıdır, bazen kişi daha fazla bilgiye ihtiyaç duyar, bazen de güvenlik nedeniyle hızlı davranmak gerekir. Ortak karar verme, bu gerilimleri saklamak yerine görünür kılar ve mümkün olan yerde kişinin sözünü bakımın içine yerleştirir.

Ortak karar verme nedir?

NHS England ortak karar vermeyi, klinisyenin tedavi seçenekleri, kanıt, yarar ve risk bilgisini; kişinin ise tercihlerini, yaşam koşullarını, hedeflerini, inançlarını ve önceliklerini getirdiği işbirlikçi bir süreç olarak tanımlar (NHS England). NICE da bunu kişi ile sağlık profesyonelinin bakım hakkında birlikte bir karara ulaşması olarak çerçeveler (NICE NG197).

Buradaki “ortak” kelimesi, iki tarafın her konuda eşit bilgiye sahip olduğu anlamına gelmez. Uzman; araştırmaları, klinik olasılıkları, uygulama sınırlarını ve güvenlik meselelerini bilme sorumluluğunu taşır. Kişi ise kendi hayatının nasıl yaşandığını, hangi sonucun önemli olduğunu, daha önce neyin işe yarayıp neyin zorlayıcı olduğunu bilir. Karar, bu iki bilgi türünün birbirini bastırmadan yan yana gelmesiyle şekillenir.

Bilgilendirilmiş onam ile ortak karar verme de aynı şey değildir. Onam, kişi önerilen hizmeti veya müdahaleyi anlayıp gönüllü olarak kabul ettiğinde ortaya çıkan etik ve klinik gerekliliktir. Ortak karar verme ise seçeneklerin açıldığı, soruların sorulduğu, tercihlerin tartıldığı ve kararın zaman içinde yeniden gözden geçirilebildiği daha geniş bir iletişim sürecidir. Bir formu imzalamak, tek başına ortak karar verildiğini göstermez.

Hangi tedavi ve bakım kararlarından söz ediyoruz?

“Tedavi” sözcüğü yalnızca ilaç seçimini anlatmaz. Kişinin ihtiyacına ve hizmetin kapsamına göre şu başlıklar bir karar konusu olabilir:

  • Psikoterapinin yönü: Çalışılacak hedefler, yaklaşımın genel mantığı, seanslarda kullanılacak görevler, görüşme sıklığı, tempo ve ilerlemenin nasıl izleneceği.
  • İlaçla ilgili seçenekler: İlacın hangi amaçla önerildiği, beklenen yararlar, olası zararlar, izlem gereksinimi ve başka seçeneklerin bulunup bulunmadığı. Bu konuşma reçeteleyen hekim veya ilgili sağlık ekibiyle yapılır.
  • Birleşik ya da tamamlayıcı bakım: Psikoterapi, psikiyatri, birinci basamak sağlık hizmeti, sosyal destek, akran desteği veya topluluk kaynaklarının nasıl bir araya gelebileceği.
  • İzlem ve yeniden değerlendirme: Hemen bir müdahale başlatmak yerine belirli bir süre gözlem yapmak, mevcut planı sürdürmek veya planı hangi koşullarda gözden geçirmek.
  • Destek ve güvenlik planları: Kişinin zorlandığında kimden ne tür destek isteyeceği, tercih ettiği iletişim biçimi ve kriz olasılığında hangi hizmete başvurulacağı.

Bu başlıkların hepsi her kişi için veya her kurumda mevcut değildir. Bir uzmanın etik sorumluluğu, bulunmayan bir seçeneği varmış gibi sunmak değil; mevcut seçenekleri, sınırları ve nedenlerini açıkça anlatmaktır. Ortak karar verme, seçenek sayısını yapay biçimde artırmak değil, gerçek seçeneklerin kişi için anlamını birlikte değerlendirmektir.

Ruh sağlığında neden özellikle önemlidir?

Ruhsal zorluklarda tek bir müdahale herkes için aynı biçimde çalışmayabilir. Kişinin geçmiş tedavileri, eşlik eden fiziksel koşulları, kullandığı diğer hizmetler, çalışma veya bakım sorumlulukları, dili, kültürü, inançları, ekonomik koşulları ve mahremiyet ihtiyacı seçimin uygulanabilirliğini etkileyebilir. Aynı seçenek bir kişi için sürdürülebilirken başka biri için erişilemez veya kabul edilemez olabilir.

Ruh sağlığı hizmetlerinde güç farkı da belirgindir. Bir uzman değerlendirme yapar, kayda erişir veya hizmete yön verme yetkisine sahip olabilir; kişi ise daha önce ciddiye alınmamış, damgalanmış ya da istemediği müdahalelerle karşılaşmış olabilir. Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, ruh sağlığı hizmetlerinin kişi merkezli ve haklara dayalı olması; zorlayıcı uygulamaların azaltılması ve kişilerin kendi bakım kararlarına katılmasının desteklenmesi gerektiğini vurgular (WHO ve OHCHR, 2023).

Bu nedenle “Neyi tercih edersiniz?” sorusu, nezaket cümlesinden fazlasıdır. Kişinin karar üzerindeki etkisini, daha önceki deneyimlerini ve güven duygusunu dikkate alan bir bakım anlayışının başlangıcı olabilir. Yine de tercihlerin duyulması, her tercihin tıbben veya pratik olarak uygulanabileceği anlamına gelmez; uygulanamayan noktaların nedenleri de konuşulmalıdır.

Ortak karar verme ne değildir?

Bir yaklaşımın adını bilmek, onun nasıl uygulanacağını tek başına göstermez. Aşağıdaki ayrımlar, ortak karar vermenin sınırlarını daha net görmeye yardımcı olur:

Karıştırılan şey Ortak karar vermeden farkı
Koşulsuz uyum Uzmanın söylediğini soru sormadan yapmak, kişinin bilgi ve değerlerinin karar sürecine girdiği anlamına gelmez.
Bütün sorumluluğu kişiye bırakmak “Seç, ne istersen yap” demek; seçenekleri, kanıtı, riskleri ve klinik sorumluluğu açıklamadan geri çekilmek olabilir.
İnternetteki deneyimleri tedavi planı saymak Başkasının deneyimi soru hazırlamaya yardım edebilir; kişinin öyküsüne ve klinik değerlendirmeye dayalı kararın yerini tutmaz.
İmza alınan onam formu Onam gerekli olabilir, fakat seçeneklerin ve belirsizliklerin karşılıklı konuşulmasıyla aynı değildir.
Her seçeneği eşit derecede uygun göstermek Bazı seçenekler kanıt, güvenlik, yetkinlik veya erişim açısından uygun olmayabilir; dürüst açıklama gerekir.
Sonuç garantisi Ortak bir seçim, tedavinin kesin işe yarayacağı veya zarar vermeyeceği anlamına gelmez.

APA’nın kanıta dayalı psikolojik uygulama çerçevesi de araştırma kanıtının, klinik uzmanlığın ve kişinin özellikleri ile tercihleriyle birlikte değerlendirilmesini; klinik kararın eğitimsiz kişilere bırakılmamasını önerir (APA).

Ortak karar verme nasıl ilerler? Üç konuşma ve bir gözden geçirme

NICE, farklı klinik alanlara uyarlanabilen üç konuşmalı bir model önerir: seçenek olduğunu tanıtmak, seçenekleri açıklamak ve kişinin tercihleriyle karar vermesine yardımcı olmak (NICE NG197). Bu bir sınav şeması değil; görüşmenin tek taraflı öneriden ortak düşünmeye geçmesine yardım eden pratik bir haritadır.

1. Seçenek olduğunu fark etmek

Önce bir karar verilmesi gerektiği ve birden fazla makul yol olabileceği açıkça söylenir. “Şu anda iki farklı yaklaşımı konuşabiliriz” veya “Mevcut planı sürdürmek de seçenekler arasında” gibi bir giriş, kişiye söz hakkı olduğunu hatırlatır. Bazı kişiler geçmişte kararların zaten verildiğini düşündüğü için bu daveti duymaya ihtiyaç duyabilir.

2. Seçenekleri anlaşılır biçimde açıklamak

Her seçenek için amaç, olası yarar, olası zarar, belirsizlik, uygulanma koşulları ve alternatifler konuşulur. Bilgi küçük parçalara bölünebilir; teknik bir terim kullanıldığında gündelik dille açıklanabilir. Kişinin bilgiyi nasıl anladığını “Bunu kendi cümlelerinizle nasıl özetlersiniz?” diye sormak, sınav yapmak değil, anlatımın yeterli olup olmadığını kontrol etmektir.

3. Değerleri ve tercihleri keşfetmek

Kişi için “daha iyi” sonuç ne demektir? Hızlı bir rahatlama mı, gündelik işlevin korunması mı, belirli yan etkilerden kaçınmak mı, görüşmelerin sürdürülebilir olması mı, mahremiyet veya dil uyumu mu? Bu soruların yanıtı bir puanlama testine indirgenmez. Birden fazla değer çatışabilir; bu çatışmayı fark etmek de kararın parçasıdır.

4. Karar vermek ve ne zaman yeniden bakılacağını belirlemek

Görüşmenin sonunda hangi seçeneğin veya izlem planının benimsendiği, kararın hangi gerekçelerle verildiği ve bir sonraki değerlendirme zamanı özetlenir. NICE, kişinin kararını daha erken yeniden konuşabileceğinin ve kararını değiştirebileceğinin açıklanmasını; kişinin önem verdiği noktaların kayda geçirilmesini önerir. Kararın yazılı bir özeti, özellikle yoğun kaygı veya dikkat güçlüğü yaşayan kişiler için hatırlamayı kolaylaştırabilir.

Yarar, risk ve alternatifler nasıl konuşulabilir?

“Bu tedavi iyi gelir mi?” sorusu anlaşılırdır; ancak ortak karar için biraz daha ayrıntılı sorular gerekir. Bir seçeneği değerlendirirken şu başlıklar konuşulabilir:

  • Bu seçeneğin amacı nedir; hangi değişimi hedefler?
  • Araştırmalar olası yarar hakkında ne söylüyor? Kanıt hangi kişilerde ve hangi koşullarda elde edilmiş?
  • Zararlar veya zorlanmalar neler olabilir; hangileri daha sık, hangileri daha ciddi ama daha seyrektir?
  • Başka psikoterapi, ilaç, sosyal destek veya izlem seçenekleri var mı? Hiçbir değişiklik yapmamak bu durumda ne anlama gelir?
  • Bilinmeyen veya kişiden kişiye değişen noktalar neler? Bu belirsizlik kararı nasıl etkileyebilir?
  • Seçenek uygulanırsa etkisi veya olası sorunlar nasıl izlenecek? Ne zaman yeniden değerlendirme yapılacak?
  • Beklenen yarar görülmezse veya kişi zorlanırsa hangi değişiklikler konuşulabilir?

NICE; yarar, risk ve sonuçların kişinin amaçlarıyla ilişkilendirilmesini, “hiçbir şey yapmama” veya mevcut planı değiştirmeme seçeneğinin saklanmamasını ve kararın gözden geçirileceği tarihin birlikte belirlenmesini önerir. Bu, her durumda beklemenin en iyi seçim olduğu anlamına gelmez. Amaç, kişinin gerçek seçenekleri ve sonuçları bilerek karar verebilmesidir.

Psikoterapide ortak karar verme

Psikoterapi seçildiğinde ortak karar verme, yalnızca “hangi ekole gidelim?” sorusundan ibaret değildir. Çalışmanın hedefleri, terapistin neyi neden önerdiği, seansların nasıl ilerleyeceği ve kişinin zorlandığında bunu nasıl dile getirebileceği de konuşulabilir.

Örneğin kişi ve terapist:

  • “Gündelik yaşamımda neyin değişmesini umuyorum?” sorusunu birlikte açabilir.
  • Kullanılan yaklaşımın bu hedefle nasıl ilişkili olduğunu ve hangi sınırlılıklarının bulunduğunu konuşabilir.
  • Seanslarda daha yapılandırılmış egzersizler mi, yaşantıyı anlamaya dönük bir çalışma mı, yoksa ikisinin dengesi mi gerektiğini değerlendirebilir.
  • İlerlemeyi yalnızca belirti sayısıyla değil, işlevsellik, ilişkiler, uyku, öznel iyi oluş veya kişinin belirlediği başka ölçütlerle birlikte izleyebilir.
  • Bir yorum, görev veya tempo kişide beklenmedik bir etki yaratırsa bunu yeniden ele alabilir.

Terapist seçerken eğitim, yetkinlik ve çalışma uyumunu ilgili rehberimizde ele almıştık. Terapötik ilişkinin güven, amaç ve görevler üzerinden nasıl kurulduğunu da terapötik ittifak yazısında açıklıyoruz. Ortak karar verme bu iki aşamanın yerine geçmez; kişi ile terapistin ne üzerinde ve nasıl çalışacağını canlı bir biçimde birlikte ayarlamasını sağlar.

Bir terapistin öneride bulunması ortak karara aykırı değildir. Önemli olan önerinin gerekçesinin açıklanması, kişinin sorularına yer açılması, kabul etmeme veya alternatif arama olanağının konuşulması ve terapistin kendi yetkinlik sınırlarını belirtmesidir. “Bu yöntemi seçerseniz kesin düzelirsiniz” gibi vaatler, ortak kararın belirsizlikle kurduğu dürüst ilişkiye uymaz.

İlaç kararlarında ortaklık ve güvenlik sınırı

İlaçla ilgili kararlar, reçeteleme yetkisi ve kişinin tıbbi durumu hakkında bilgi sahibi olan hekim veya sağlık ekibiyle konuşulmalıdır. Ortak karar verme; ilacın amacını, beklenen yararları, olası yan etkileri, izlem gereksinimini, önceki deneyimlerin nasıl değerlendirileceğini ve başka seçeneklerin bulunup bulunmadığını sormayı mümkün kılar. Kişinin bir yan etkiyi, işe yaramama hissini veya ilacı kullanmakla ilgili kaygısını dile getirmesi “uyumsuzluk” olarak etiketlenmemelidir.

Bununla birlikte ortak karar verme, ilacı kendi başına başlatma, bırakma veya dozunu değiştirme izni değildir. Böyle bir değişiklik düşünülüyorsa reçeteleyen hekimle veya ilgili sağlık profesyoneliyle görüşülmelidir. Özellikle bir ilacın aniden kesilmesi, başka bir ilaçla birlikte kullanılması veya fiziksel bir hastalıkla beraber değerlendirilmesi kişiye özgü tıbbi bilgi gerektirebilir.

Kişinin önceki ilaç deneyimi, uyku ve iş düzeni, bakım sorumlulukları, gebelik olasılığı, başka sağlık durumları veya madde kullanımı gibi bilgiler seçeneklerin değerlendirilmesini etkileyebilir. Bu bilgiler paylaşılmak zorunda bırakılmamalı; ancak kişi paylaşmak istediğinde yargılanmadan ve mahremiyet sınırları açıklanarak dinlenmelidir. Kararı desteklemek, kişiden bütün tıbbi sorumluluğu tek başına üstlenmesini istemek değildir.

Karar desteği: Kişi adına seçmek değil, seçebilmesini kolaylaştırmak

Karar desteği, ortak kararı güçlendirmek için kullanılan araç ve kişileri kapsar. Yazılı bilgi, güvenilir bir karar yardımcısı, sesli veya görsel materyal, tercüman, not alma, kişinin seçtiği bir yakının görüşmeye katılması ya da yönlendirici olmayan bir destek çalışanıyla hazırlık yapmak bunlar arasında olabilir. NICE, karar desteklerinin kanıta dayalı, ilgili karara uygun ve sağlık profesyoneliyle yapılan görüşmenin yerine geçmeyecek nitelikte olmasını önerir.

Desteklenmiş karar verme ile başkasının yerine karar vermesi de ayrılmalıdır. Desteklenmiş karar vermede kişi, bilgiyi anlamak, seçenekleri karşılaştırmak, iletişim kurmak veya tercihlerini ifade etmek için güvendiği kişilerden yardım alır; kararın öznesi olmaya devam eder. WHO QualityRights modülü, ruhsal zorluk yaşayan kişilerin kendi kararlarını verebilmesi için çeşitli desteklere erişimin ve önceden planlama olanağının güçlendirilmesini ele alır (WHO QualityRights, 2019).

Başkasının yerine karar verme ise farklı bir hukuki ve klinik çerçevedir; ülkeye, karara ve kişinin o andaki karar verme kapasitesine göre değişebilir. Bu metin belirli bir ülkenin hukukunu yorumlamaz. Genel ilke şudur: Bir tanı, yoğun duygulanım veya yardım isteme biçimi tek başına kişinin karar veremeyeceğini kanıtlamaz. Karar verme becerisi, somut karar ve o andaki anlayışla ilgili olarak değerlendirilir; mümkün olan her yerde kişinin görüşü dinlenir.

Katılım düzeyi herkes için aynı olmak zorunda mı?

NICE, kişinin tedavi kararlarına ne ölçüde katılmak istediğinin sorulmasını önerir. Bazı kişiler bütün ayrıntıları bilmek ve son sözü kendisi söylemek ister; bazıları seçeneklerin kısa bir özetini alıp güvendiği bir yakının veya uzmanın önerisini daha fazla dikkate almayı tercih eder. Katılımı azaltmak veya bir kararı ertelemek, kişinin “sorumsuz” olduğu anlamına gelmez.

Kişi karar vermeye hazır hissetmediğinde şu seçenekler konuşulabilir:

  • Bilginin yazılı veya daha sade bir biçimde yeniden sunulması.
  • Görüşmeye bir yakının, bakım verenin, tercümanın veya savunucunun kişinin onamıyla katılması.
  • Karar için makul bir süre istemek; acil olmayan durumlarda bir sonraki görüşmede devam etmek.
  • Bir seçeneğin küçük bir adımını veya izlem planını, ne zaman yeniden değerlendirileceğiyle birlikte konuşmak.
  • Kişinin daha önce iyi olduğu dönemde yazdığı tercihleri veya kriz planını gündeme almak.

Bu esneklik, kararın sonsuza kadar ertelenmesi veya güvenlik risklerinin görmezden gelinmesi anlamına gelmez. Kararın aciliyeti, kişinin o andaki durumu, seçeneklerin zaman duyarlılığı ve klinik sorumluluklar birlikte değerlendirilir.

Kriz ve dalgalanan karar verme kapasitesi

Ortak karar verme, planlı bir bakım görüşmesi için geliştirilmiş bir yaklaşımdır; beklenmedik ve yaşamı tehdit eden acillerde gerekli müdahalenin yerini tutmaz. NICE NG197 de kılavuzun ani, hayat kurtarıcı acilleri ve kişinin o anda karar veremediği durumları kapsamadığını belirtir (NICE NG197).

Bu sınır, kriz yaşayan kişinin tamamen susturulması gerektiği anlamına gelmez. Mümkün olduğunda kişi ne olduğunu, neden bir adım atıldığını, hangi bilgilerin kimle paylaşılacağını ve sonraki değerlendirmede sözünün nasıl duyulacağını anlayabileceği bir dille bilgilendirilmelidir. NHS England’ın 2026 ruh sağlığı kişiselleştirilmiş bakım çerçevesi; kişinin, uygun olduğunda ailesi veya destek ağıyla birlikte bakım planlarının oluşturulmasını, tedavi seçeneklerinin olası yarar ve zararlarının açıkça anlatılmasını ve planların değişen ihtiyaçlara göre gözden geçirilmesini vurgular (NHS England, 2026).

İleriye dönük planlama bu nedenle yalnızca kriz anında yapılacak bir işlem değildir. Kişi daha dengeli hissettiği bir dönemde, zorlandığını gösteren işaretleri, iletişim tercihlerini, kimden destek istediğini ve mümkünse hangi yaklaşımların kendisi için kabul edilebilir olduğunu yazılı veya sözlü olarak paylaşabilir. Böyle bir plan her durumu otomatik olarak belirlemez; değişen koşullarda yeniden değerlendirilir.

Kendine veya başkasına yakın zarar verme riski, güvenli kalamama, ağır bilinç veya yönelim değişikliği ya da tıbbi acil durum varsa ortak karar görüşmesini beklemek yerine acil yardım gerekir. Türkiye’de 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı veya en yakın acil sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kriz anında sorumluluk, kişinin tek başına veya bir yakınının omuzlarına bırakılamaz.

Uygulamada ortak karar vermeyi zorlaştıran engeller

İyi niyet tek başına yeterli değildir. 2024 tarihli bir meta-etnografi, hizmet alanlar ve ruh sağlığı çalışanlarının ortak karar vermeyi kaliteli bakımın önemli bir parçası gördüğünü; ancak 13 nitel çalışmada bu yaklaşımın günlük uygulamada sınırlı deneyimlendiğini bildirdi. Çalışmaların ortak temaları, hizmet alan kişinin sahipliği, karar verme kapasitesindeki dalgalanmalar, terapötik ittifak ve çalışanların tutumlarını değiştirme gereksinimiydi (Cartwright ve arkadaşları, 2024).

2025’te yayımlanan hasta deneyimi meta-özeti, ruh sağlığı hizmetlerinde ortak karara katılımı etkileyen 29 etkeni; seçenek yokluğu, kişi olarak saygı görmeme, sağlık çalışanından damga hissetme, hastalık yükü, güç asimetrisi ve katılma konusunda düşük öz-yeterlik gibi altı ana engel altında topladı. Açık seçenek bilgisi, kişi olarak saygı görmek, iyi bir uzman–kişi ilişkisi ve kişinin kendi rolünün önemli olduğuna inanması kolaylaştırıcılar olarak öne çıktı (Mertens ve arkadaşları, 2025).

Francis ve arkadaşlarının 2024 sistematik incelemesi de örgütsel, süreçle ilgili ve ilişki temelli engellerin birbirine geçtiğini; korku ve güvensizliğin bu engellerin altında sıkça bulunduğunu bildirdi. Yeterli zaman, personel, eğitim, karar araçları ve kurum desteği yoksa ortak karar verme sorumluluğu yalnızca görüşmeye gelen kişiye veya tek bir uzmana yüklenemez (Francis, Hazelton ve Wilson, 2024).

Bu bulgular, soru sormakta zorlanan kişinin “karar istemediği” veya “işbirliğine kapalı” olduğu sonucunu desteklemez. Bazen kişi daha önceki deneyimlerden, damgadan, yoğun belirtilerden, dil engelinden veya hizmetin güç yapısından dolayı konuşamayabilir. Ortak karar verme, bu sessizliği kişisel kusur olarak değil, görüşmenin nasıl düzenlendiğine dair bir bilgi olarak ele alır.

Araştırmalar ortak karar vermenin etkisi hakkında ne söylüyor?

Ortak karar verme için en güçlü soru “insanların söz hakkını artırıyor mu?” kadar “hangi sonuçları, hangi koşullarda etkiliyor?” sorusudur. Çalışmaların farklı müdahaleleri, ortamları, tanı gruplarını, karar araçlarını ve izlem sürelerini bir araya getirmesi kesin sonuç çıkarmayı zorlaştırır.

Randomize çalışmaların özeti

2022 Cochrane güncellemesi, ruh sağlığı sorunları yaşayan yetişkinlerde ortak karar verme müdahalelerini inceleyen 15 randomize çalışmayı ve toplam 3.141 kişiyi bir araya getirdi. Çalışmalar çoğunlukla şizofreni, depresyon veya bipolar bozukluk gibi ciddi ruhsal hastalıklarla ve yüksek gelirli ülkelerde yürütülmüştü; çocuk ve ergenler araştırmalarda yer almıyordu. Müdahalelerden sonra kişiler, görüşmenin hemen ardından karar sürecine daha fazla katıldıklarını bildirebilir; ancak klinik belirtiler, yeniden yatış, tedaviye devam veya uzun vadeli iyileşme üzerindeki etkiler konusunda kanıtın kesinliği düşük ya da çok düşüktü. Görüşme süresinde olağan bakıma göre muhtemelen az fark vardı ve derlemede istenmeyen olay bildirilmedi (Aoki ve arkadaşları, 2022).

Bu sonuç “ortak karar verme işe yaramaz” demek değildir. Daha doğru yorum, katılım ve iletişim bakımından umut verici sinyaller olsa da, belirtiler veya hastaneye yatış gibi klinik sonuçlarda kesin bir üstünlüğün henüz gösterilmediğidir. Karar verme sürecinin değeri yalnızca bir ölçek puanıyla ölçülemeyebilir; özerklik, anlaşılma ve bakımın kabul edilebilirliği de kişi için önemli sonuçlardır. Yine de bu olası değerler, kanıtın zayıf olduğu klinik sonuçlar için kesin vaat olarak kullanılmamalıdır.

Tedavi planlaması ve uygulama kanıtı

Francis, Hazelton ve Wilson’un 2024 sistematik incelemesi, zihinsel sağlık sorunları yaşayan yetişkinlerin tedavi, bakım, kriz, güvenlik veya hizmet planlamasına katılımını kolaylaştıran 140 makaleyi değerlendirdi. Müdahaleler; karar araçları, ortak bakım planları, kriz planları ve karar koçluğu gibi farklı biçimlerdeydi. Sonuçlar intihar düşüncesi, belirtiler, iyileşme, hastaneye yatış, zorlayıcı uygulamaya maruz kalma ve tedaviyle etkileşim gibi alanlarda incelendi. Çalışmaların yöntemleri ve ölçümleri birbirinden çok farklı olduğu için yazarlar nicel bir meta-analiz yerine anlatısal bir sentez kullandı; bazı alanlarda olumlu sinyaller bulunurken tedaviye katılım ve klinik sonuçlar karışık kaldı. Bu nedenle bir müdahalenin bir kurumda görülen etkisi bütün ruh sağlığı hizmetlerine doğrudan taşınamaz (Francis, Hazelton ve Wilson, 2024).

Kişinin tercih ettiği tedaviyi alma veya bir tedavi arasında aktif seçim yapma çalışmalarını inceleyen 2025 güncellemesi, psikolojik ve tıbbi durumları birlikte ele alan 60 çalışmada memnuniyet, tedaviyi tamamlama ve klinik sonuçlar için küçük ortalama etkiler bildirdi. Ancak bu derleme yalnız ruh sağlığına özgü değildi; “tercih” veya “aktif seçim” ile tam bir ortak karar verme sürecini aynı kabul etmemek gerekir. Bulgular, tercihleri sormanın ve bilgilendirilmiş seçimi desteklemenin makul bir uygulama olabileceğini düşündürür; belirli bir kişi için belirli bir tedavinin işe yarayacağını kanıtlamaz (Bennett ve arkadaşları, 2025).

2026’da yayımlanan ve 2014–2024 arasındaki 42 çalışmayı, toplam 8.798 katılımcıyı kapsayan ciddi ruhsal hastalıklar sistematik incelemesi; karar desteklerinin bazı çalışmalarda karar çatışmasının azalması, hazırlık, memnuniyet, katılım veya özerklikle ilişkili olduğunu bildirdi. Yazarlar klinik, kültürel ve örgütsel koşulların farklılığını; karar araçlarının ve uygulamaların heterojenliğini vurguladı. Bu nedenle sonuçlar “karar yardımcısı her yerde aynı etkiyi yapar” biçiminde okunamaz (Dong ve arkadaşları, 2026).

Kişilerin ve çalışanların deneyimleri

Kanıtın bir bölümü, ortak kararın nasıl hissedildiğine odaklanır. Cartwright ve arkadaşlarının 2024 meta-etnografisinde 13 nitel çalışmadan 153 hizmet alanın ve 112 çalışanın deneyimleri sentezlendi. Hizmet alanın sahipliği, dalgalanan karar verme kapasitesi, terapötik ittifak ve çalışan davranışlarının değişmesi ana temalar arasındaydı. Bu çalışma klinik etkinlik büyüklüğü hesaplamaz; uygulamanın ilişki, zaman ve kurum kültürüyle birlikte düşünülmesi gerektiğini gösterir.

Bu üç kanıt hattı birlikte okunduğunda ölçülü bir sonuç çıkar: Ortak karar verme; kişilerin seçenekleri anlamasına, seslerinin duyulmasına ve bakım planını sahiplenmesine katkıda bulunabilir. Klinik belirtiler, hastaneye yatış veya ilaç devamlılığı gibi sonuçlarda ise araştırmaların kesinliği ve genellenebilirliği sınırlıdır. Sürecin kaliteli olması için açık bilgi, yetkin uzmanlık, kişinin değerleri, erişilebilir seçenekler, zaman, süpervizyon ve kararın gözden geçirilmesi birlikte gerekir.

Görüşmeye hazırlanırken ve görüşme sonunda sorulabilecek sorular

Ortak karar verme, kişinin önceden bütün yanıtları bilmesini gerektirmez. Aşağıdaki sorulardan size uyanları seçip yazılı götürebilirsiniz:

  1. Şu anda hangi kararı vermeye çalışıyoruz? Karar acil mi, biraz zaman var mı?
  2. Benim için hangi seçenekler mevcut? Mevcut planı sürdürmek veya değişiklik yapmamak ne anlama geliyor?
  3. Her seçeneğin amacı nedir? Hangi değişimi hedefliyor?
  4. Olası yararlar ve zorlanmalar neler? Hangi noktalar kesin, hangileri belirsiz?
  5. Bu bilgiler benim koşullarıma ne ölçüde uyuyor? Önceki deneyimlerim veya sağlık durumum neyi değiştirir?
  6. Başka bir yaklaşım veya farklı bir uzmanlık gerekiyor mu? Birleşik bakım ya da başka bir hizmet seçeneği var mı?
  7. İlerlemenin neye göre değerlendirileceğini nasıl belirleyeceğiz? Hangi durumda planı yeniden konuşacağız?
  8. Kararı düşünmek için ne kadar zamanım var? Bilgiyi yazılı veya farklı bir formatta alabilir miyim?
  9. Görüşmeye kimi dahil etmek isterim? Yakın, bakım veren, tercüman veya savunucu katılımı için sınırlar neler?
  10. Bir kaygım veya beklenmeyen bir etki olursa kime, ne zaman ulaşmalıyım? Acil durum yolu nedir?

Görüşmenin sonunda kişi, konuşulanları kendi kelimeleriyle özetleyebilir: “Şunu anladım; şu seçeneği şu nedenle değerlendiriyoruz, şu tarihte yeniden bakacağız. Doğru mu?” Bu yöntem, sorumluluğu kişiye devretmek için değil, iki tarafın aynı planı anladığından emin olmak için kullanılır.

Karar ortak görünmüyorsa ne yapılabilir?

Bazen tek bir seçenek sunulur, sorular geçiştirilir veya yan etkiler önemsizleştirilir. Bazen de uzman, kişinin isteğiyle klinik olarak uygun bulduğu seçenek arasında fark görür. Böyle bir görüşmede:

  • Kararın hangi bilgiye ve gerekçeye dayandığını sormak,
  • bilgiyi yazılı istemek veya başka bir görüşmede yeniden konuşmayı talep etmek,
  • kişinin seçtiği bir yakını, tercümanı ya da destek kişisini dahil etmek,
  • uygun ve erişilebilir olduğu ölçüde ikinci görüş olasılığını sormak,
  • kişinin kendi değerlerinin ve kaygılarının kayda geçtiğini kontrol etmek,
  • ilaç veya tıbbi bir müdahalede değişiklik yapmadan önce ilgili sağlık profesyoneliyle görüşmek mümkün olabilir.

Ortak karar verme, uzmanın her talebi kabul etmesini gerektirmez. Bir seçeneğin neden uygun bulunmadığı açıkça anlatılabilir; güvenlik, kanıt, yetkinlik veya erişim sınırları konuşulabilir. Farklı görüşün kayda geçmesi, kişinin “zor kişi” olduğu anlamına gelmez; kararın nasıl alındığını şeffaflaştırır.

Sık sorulan sorular

Ortak karar verme tedaviyi reddetmek midir?

Hayır. Ortak karar verme, seçenekleri ve sonuçlarını anlayarak kişinin kendi değerleriyle uyumlu bir seçim yapmasına yardım eder. Bu seçim önerilen tedaviyi kabul etmek, ertelemek, değiştirmek veya mevcut planı sürdürmek olabilir. Bir seçeneği istememek de konuşmanın parçasıdır; kişinin acil güvenliğini tehlikeye atan bir durumda ise acil değerlendirme gerekir.

Kararın son sözü bende mi, uzmanda mı?

Bu, kararın türüne, klinik sorumluluğa, kişinin o andaki karar verme kapasitesine ve geçerli kurallara göre değişebilir. Ortak karar verme her koşulda “sorumluluk yalnızca kişide” veya “uzman ne derse o” demek değildir. Uzman kanıt ve güvenlik sınırlarını açıklamakla, kişi de kendi hedef ve tercihlerini ifade etmekle sürece katılır.

Terapist hangi tedavi kararlarına ortak olabilir?

Terapist; hedefleri, kullanılan yaklaşımın mantığını, çalışma görevlerini, seansların temposunu, ilerlemenin nasıl değerlendirileceğini ve gerektiğinde yönlendirme seçeneklerini konuşabilir. İlaçla ilgili kararlar, reçeteleyen hekim veya ilgili sağlık ekibiyle birlikte ele alınmalıdır. Her uzmanın yetki ve eğitim sınırı farklıdır; bu sınırlar baştan açıklanabilir.

Ne istediğimi bilmiyorsam ortak karar mümkün mü?

Evet. Karar vermek için önce seçenekleri anlamaya, geçmiş deneyimleri hatırlamaya veya neyin önemli olduğunu adlandırmaya zaman gerekebilir. “Şu an karar vermekte zorlanıyorum; bilgiyi yazılı alabilir miyim?” demek de sürece katılmanın bir yoludur. Acil bir risk yoksa kararın ne zaman yeniden konuşulacağı birlikte belirlenebilir.

Ailem veya partnerim karara dahil olabilir mi?

Kişi isterse ve güvenlik/mahremiyet sınırları uygunsa bir yakının, bakım verenin, tercümanın veya savunucunun katılımı bilgiyi hatırlamaya ve kişinin tercihlerini anlatmaya yardımcı olabilir. Bu kişi, kişinin yerine otomatik olarak karar vermez. Kimin hangi bilgiyi duyacağı ve görüşmede nasıl bir rol üstleneceği önceden konuşulmalıdır.

Kriz sırasında ortak karar verilebilir mi?

Planlı bakım görüşmelerindeki kadar geniş bir seçenek değerlendirmesi, yaşamı tehdit eden acillerde mümkün olmayabilir. Yine de kişi mümkün olduğu ölçüde bilgilendirilmeli, güvenliği sağlandıktan sonra kararın gerekçesi ve sonraki adımlar açıklanmalıdır. Kendine veya başkasına yakın zarar riski ya da tıbbi acil durum varsa Türkiye’de 112 aranmalıdır.

Ortak karar verme tedavinin işe yarayacağını garanti eder mi?

Hayır. Ortak karar verme, kişinin bilgiye erişmesini, seçenekleri kendi değerleriyle tartmasını ve planı gerektiğinde gözden geçirmesini destekler. Araştırmalar bazı katılım ve memnuniyet sonuçlarında umut verici olsa da klinik sonuçlar için kanıtın kesinliği sınırlıdır. Hiçbir görüşme biçimi belirli bir kişide belirli bir sonucu garanti etmez.

İlgili yazılar

Bu konunun farklı boyutlarını görmek için Grup Terapisi Nasıl Çalışır? Başkalarının Yanında Kendini Anlatmak, Benzer Deneyimi Yaşamış Birinden Destek Almak: Akran Desteği Nedir? ve Psikoterapi Nedir, Ne Değildir? yazılarına da bakabilirsiniz.

Sonuç

Ruh sağlığında ortak karar verme, klinik bilgiyi kişinin yaşam bilgisiyle aynı masaya getiren bir bakım biçimidir. Psikoterapi, ilaç, birleşik destek, izlem veya güvenlik planı konuşulurken amaç kişiyi seçeneklerin karşısında yalnız bırakmak ya da uzmanlığın dışına itmek değildir. Amaç; hangi kararın verildiğini, seçeneklerin ne anlama geldiğini, belirsizliğin nerede olduğunu ve kişinin neyi önemsediğini birlikte anlayabilmektir.

İyi bir ortak kararın sonunda tarafların aynı düşünmesi şart değildir. Daha önemli olan, seçeneklerin saklanmaması, sorulara yer açılması, kişinin isteme veya istememe nedenlerinin ciddiye alınması, uygulanamayan seçeneklerin gerekçesinin anlatılması ve kararın ne zaman yeniden gözden geçirileceğinin bilinmesidir. Bu süreç, güveni tek seferde üretmez; açık bilgi, saygı ve geri bildirimle zaman içinde kurulur.

Bilgi ve güvenlik notu: Bu yazı genel bilgilendirme içindir; tanı veya kişisel tedavi planı yerine geçmez. İlaç veya başka bir tedaviyi kendi başınıza başlatmayın, bırakmayın ya da dozunu değiştirmeyin; bu tür kararları ilgili sağlık profesyoneliyle görüşün. Kendinize ya da başkasına yakın zarar verme riski, güvenli kalamama veya tıbbi acil durum varsa Türkiye’de 112 Acil Çağrı Merkezini arayın ya da en yakın acil sağlık kuruluşuna başvurun.

Kaynakça

  • National Institute for Health and Care Excellence. (2021). Shared decision making (NG197)—Recommendations. NICE.
  • National Institute for Health and Care Excellence. (2021). Shared decision making (NG197)—Guideline overview. NICE.
  • NHS England. Shared decision-making. NHS England.
  • NHS England. (2026). Mental health personalised care framework: the modern care programme approach. NHS England.
  • World Health Organization. (2019). WHO QualityRights module on supported decision-making and advance planning. WHO.
  • World Health Organization & Office of the United Nations High Commissioner for Human Rights. (2023). Mental health, human rights and legislation: guidance and practice. WHO.
  • American Psychological Association. Evidence-based psychological practice in health care: policy statement. APA.
  • Aoki, Y. ve arkadaşları. (2022). Shared decision-making interventions for people with mental health conditions. Cochrane Database of Systematic Reviews, 11, CD007297. DOI: 10.1002/14651858.CD007297.pub3.
  • Francis, C. J., Hazelton, M. ve Wilson, R. L. (2024). Supported decision-making interventions in mental healthcare: A systematic review of evidence on the outcomes for people with mental ill health. Health Expectations, 27, e70134. DOI: 10.1111/hex.70134.
  • Francis, C. J., Johnson, A. ve Wilson, R. L. (2024). Supported decision-making interventions in mental healthcare: A systematic review of current evidence and implementation barriers. Health Expectations, 27(2), e14001. DOI: 10.1111/hex.14001.
  • Cartwright, C. ve arkadaşları. (2024). A meta-ethnography of shared decision-making in mental health care from the perspective of staff and service users. BMC Health Services Research, 24, 1142. DOI: 10.1186/s12913-024-11540-9.
  • Mertens, L. ve arkadaşları. (2025). Navigating power imbalances and stigma in mental healthcare: Patient-reported barriers and facilitators to participation in shared decision-making in mental health care. Health Expectations, 28(2), e70239. DOI: 10.1111/hex.70239.
  • Bennett, C. B. ve arkadaşları. (2025). Meta-analysis on the effects of client preferences on treatment satisfaction, completion, and clinical outcome: A 10-year update. Clinical Psychology Review, 121, 102644. DOI: 10.1016/j.cpr.2025.102644.
  • Dong, J. ve arkadaşları. (2026). Bridging the gap between efficacy and practice: A systematic review of shared decision-making in severe mental illness. Journal of Multidisciplinary Healthcare, 19, 610845. DOI: 10.2147/JMDH.S610845.
  • T.C. İçişleri Bakanlığı, 112 Acil Çağrı Merkezi. Resmî site.