Her dağınık ev, biriktirme bozukluğu anlamına gelmez. Klinik açıdan asıl mesele eşya sayısından çok, kullanmadığı şeyleri elden çıkaramama ve saklama ihtiyacının süreklilik kazanması; birikimin yaşam alanlarını, günlük işlevleri, ilişkileri veya güvenliği belirgin biçimde bozmasıdır. Tanı, bu örüntünün bağlamı değerlendirilerek bir ruh sağlığı uzmanı tarafından konur.

Kısa yanıt: Mesele eşya sayısından çok işlev, sıkıntı ve güvenlik

Bir evin kalabalık görünmesi tek başına bir bozukluk ölçütü değildir. Taşınma, bir yakının eşyalarını devralma, ekonomik nedenlerle eşyaları uzun süre saklama, yoğun çalışma dönemi veya fiziksel hastalık geçici birikim yaratabilir. Bazı insanlar da belirli nesneleri özenle toplar ve bu koleksiyonlar yaşam alanlarının kullanımını bozmaz.

Biriktirme bozukluğunda ise üç örüntü birlikte önem kazanır: Eşyaları atmak ya da ayırmak kalıcı biçimde zorlaşır; kişi eşyaları değerinden bağımsız olarak saklama ihtiyacı ve ayırma düşüncesiyle belirgin sıkıntı yaşar; birikim, odaların amaçlanan kullanımını veya gündelik yaşamı bozar. NHS’in güncel bilgi sayfası bu güçlüğün kişinin kendi yaşamını ve birlikte yaşadığı kişileri etkileyebileceğini vurgular.

Durum Genellikle ne görülür? Klinik önem açısından sorulacak soru
Geçici dağınıklık veya birikim Taşınma, yas, hastalık ya da yoğunluk sonrasında eşyalar geçici olarak yığılabilir. Koşullar değiştiğinde düzenleme mümkün oluyor mu; yaşam alanları yeniden kullanılabiliyor mu?
Koleksiyonculuk Nesneler belirli bir ilgi etrafında, çoğu zaman sınıflı veya düzenli biçimde toplanır. Koleksiyon, evin işlevini ve kişinin ilişkilerini belirgin biçimde bozuyor mu?
Biriktirme bozukluğu Atma veya ayırma güçlüğü süreklidir; saklama ihtiyacı ve ayırma düşüncesiyle sıkıntı vardır; eşyalar aktif yaşam alanlarını kaplayabilir. Günlük işlev, sağlık, güvenlik veya ilişkiler ne ölçüde etkileniyor?

Bu tablo bir öz-test değildir. Aynı davranış farklı kişilerde farklı bağlamlara sahip olabilir; ekonomik koşullar, konutun büyüklüğü, kültürel değerler, fiziksel hareketlilik ve aile düzeni değerlendirmeye dâhil edilmelidir.

Biriktirme bozukluğu nedir?

Biriktirme bozukluğu, tanı sınıflandırmalarında obsesif-kompulsif ve ilişkili bozukluklar grubu içinde yer alan, ancak sıradan düzensizlikten veya koleksiyonculuktan farklı bir klinik durumdur. Amerikan Psikoloji Birliği’nin açıklamasında, DSM-5’te ayrı ölçütlerle tanımlandığı ve temel özelliğin eşyaları elden çıkarma ya da onlardan ayrılmada kalıcı güçlük olduğu belirtilir.

Kişi, eşyanın gerçek piyasa değerinden bağımsız olarak onu gelecekte kullanabileceğini, bir anıyı taşıdığını veya atmanın geri dönülmez bir hata olacağını düşünebilir. Ayırma fikri kaygı, suçluluk, yas, öfke veya yoğun belirsizlik yaratabilir. Eşyalar biriktikçe odalar yalnızca depolama alanına dönüşebilir; yemek pişirme, uyuma, banyo yapma, ısınma, temizlik, faturaları takip etme veya evde onarım yaptırma zorlaşabilir.

Her kişide yeni eşya edinme davranışı bulunmaz. Bazı kişiler dışarıdan çok eşya getirmeden, mevcut nesneleri ayırmakta zorlandığı için birikim yaşar. Benzer biçimde, yalnızca “dağınık görünmek” de yeterli değildir; kişinin sıkıntısı, eşyaların saklanma örüntüsü, yaşam alanlarının kullanımı ve işlevsel sonuçlar birlikte incelenir.

Bu nedenle “tembel”, “bencil” veya “iradesiz” gibi etiketler açıklayıcı değildir. Biriktirme bozukluğu karakter kusuru olarak değil, kişinin karar verme, duygusal bağ ve kaçınma döngülerinin yaşamını zorlaştırdığı bir ruh sağlığı sorunu olarak ele alınır.

Eşyaya bağlanma ve karar verme neden zorlaşabilir?

Biriktirme davranışının tek bir nedeni olduğu gösterilmemiştir. Araştırma ve klinik değerlendirme, birkaç mekanizmanın kişiye özgü biçimde birbirine eklenebileceğini düşündürür.

Nesne bir anının, ilişkinin veya kimliğin taşıyıcısı olabilir

Bir tişört yalnızca kumaştan ibaret olmayabilir; bir dönemi, bir kişiyi veya kişinin kendisiyle ilgili bir hikâyeyi temsil edebilir. “Bunu atarsam anıyı da kaybederim” düşüncesi, nesne ile anının birbirine karıştığı bir deneyim yaratabilir. Bazı eşyalar da “nasıl biri olduğumu” veya “ileride nasıl biri olacağımı” anlatan kimlik işaretleri gibi yaşanabilir.

Bu bağın varlığı tek başına klinik sorun değildir. Sorun, bağın her nesneyi ayırmayı imkânsız kılması ve yaşam alanının kullanımını sürekli biçimde sınırlamasıdır.

Karar verme ve belirsizliğe tahammül yükü artabilir

“Buna sonra ihtiyacım olur mu?”, “Daha iyi bir karar verebilir miyim?” veya “Atmak israf olur mu?” soruları tek tek bakıldığında makul görünebilir. Ancak yüzlerce nesne aynı anda bu soruları doğurduğunda dikkat, sınıflandırma, planlama ve karar verme yükü ağırlaşır. Bir şeyi ayırmamak kısa vadede rahatlama sağlar; kararın ertelenmesi ise uzun vadede yığılmayı büyütebilir.

Bu döngü, kişinin zekâsı veya düzen becerisi hakkında hüküm vermez. Kaygı, depresyon, dikkat güçlükleri, uyku sorunları, fiziksel kısıtlılık veya yaşanan stres karar verme kapasitesini dönemsel olarak etkileyebilir.

Kayıp, kıtlık veya büyük yaşam değişiklikleri bağlam sağlayabilir

Çocuklukta kıtlık yaşamak, yas, göç, istismar, ihmal, ekonomik güvencesizlik veya önemli bir yaşam geçişi bazı kişilerde “bir daha bulamam” ya da “hazırlıklı olmalıyım” duygusunu güçlendirebilir. NHS, bu tür yaşantıların bazı kişilerde rol oynayabileceğini; ancak tek başına neden sayılmaması gerektiğini belirtir. Aynı deneyimi yaşayan herkes biriktirme bozukluğu geliştirmez.

Ekonomik koşullar ayrıca nesnelerin neden saklandığını anlamanın ayrılmaz parçasıdır. Kullanılabilir eşyayı atmak, yeni bir tane almaya gücü olmayan biri için gerçekçi veya güvenli bir seçenek olmayabilir. Yoksulluğu ya da barınma güvencesizliğini doğrudan bir psikiyatrik belirti gibi sunmak hem yanlış hem de damgalayıcı olur.

Edinme ve kaçınma kısa vadede rahatlatabilir

Yeni bir şey almak, bir “fırsatı kaçırmama” hissi veya anlık bir heyecan yaratabilir. Atmayı ertelemek de suçluluk ve kaygıyı kısa süreliğine azaltabilir. Bu rahatlama davranışı pekiştirerek daha sonra aynı kararın verilmesini zorlaştırabilir. Yine de bu, herkes için aynı biçimde işleyen bir bağımlılık açıklaması değildir; kişinin duyguları, alışkanlıkları ve çevresel koşulları ayrı ayrı değerlendirilir.

Düzensizlik, koleksiyonculuk ve biriktirme bozukluğu arasındaki fark

Gündelik dilde “istifleme” sözcüğü çoğu zaman küçümseyici bir etiket gibi kullanılır. Klinik konuşmada ise gözlenen eşya miktarından çok, atma güçlüğü ve bunun sonuçları önemlidir.

Örüntü Ayırt ettiren özellik Ne zaman değerlendirme gerekir?
Düzensizlik Eşyalar geçici veya belirli bir yaşam koşuluna bağlı olarak dağınık olabilir; kişi uygun destekle ayırıp düzenleyebilir. Dağınıklık uzun sürüyor, temel odalar kullanılamıyor veya güvenlik riski doğuyorsa.
Koleksiyonculuk İlgi alanı belirgindir; nesneler çoğu zaman sınıflanır, sergilenir ve kişi neyi neden topladığını bilir. Koleksiyon yaşam alanlarını kaplıyor, mali/ilişkisel işlevi bozuyor veya ayırma düşüncesi yoğun sıkıntı yaratıyorsa.
Duygusal eşyaları saklama Fotoğraf, mektup veya aile yadigârlarını saklamak yaygın bir davranıştır. Her nesne anı değeri kazanıyor, ayrılma imkânsızlaşıyor ve evin işlevi sürekli bozuluyorsa.
Biriktirme bozukluğu Atma/ayırma güçlüğü süreklidir; saklama ihtiyacı, sıkıntı ve birikimin işlevsel sonuçları birlikte görülür. Uzman değerlendirmesi; özellikle sağlık, güvenlik, öz bakım veya ilişkiler etkileniyorsa.

Bir yakının ölümünden sonra eşyaların bir süre saklanması da otomatik olarak biriktirme bozukluğu değildir. Yasın seyri, kültürel ritüeller, aile içi paylaşım ve kişinin eşyalarla kurduğu ilişki birlikte ele alınır. Takvime bakarak ya da bir oda fotoğrafından tanı çıkarmak güvenilir değildir.

Biriktirme bozukluğu OKB ile aynı mıdır?

Hayır. İki durum aynı tanı değildir; ancak aynı tanı grubunda yer aldıkları için bazı bilişsel ve davranışsal özellikleri paylaşabilirler. OKB’de istenmeyen ve yineleyici düşünceler ile bu düşüncelerin yarattığı kaygıyı azaltmak için yapılan zorlayıcı davranışlar merkezde olabilir. Eşya saklama, örneğin “atarsam felaket olur” korkusunu etkisizleştiren bir ritüel gibi yaşanabilir.

Biriktirme bozukluğunda ise eşyayı saklama ihtiyacı, nesneye bağlanma, karar verme güçlüğü ve birikimin aktif yaşam alanlarını bozması daha merkezi bir örüntüdür. Kişi eşyayı yalnızca korkuyu nötralize etmek için değil, ona gerçekten ihtiyaç duyduğunu veya eşyayla ilişkili anıyı koruduğunu düşünerek de saklayabilir. İki örüntü bir kişide birlikte bulunabilir; ayrım, yalnızca kişinin kullandığı gerekçeye değil, bütün davranış döngüsüne ve işlevsel sonuçlara bakılarak yapılır.

Depresyon, psikotik belirtiler, bilişsel gerileme, dikkat ve yürütücü işlev güçlükleri, nörogelişimsel farklılıklar, hareket kısıtlılığı veya yakın zamanda yaşanan yas da evde birikime katkıda bulunabilir. Bunlar biriktirme bozukluğunun otomatik açıklamaları değildir; kapsamlı bir değerlendirmede dışlanması veya birlikte ele alınması gereken olasılıklardır. Sitedeki genel OKB yazısı obsesyon–kompulsiyon çerçevesini anlatır; bu yazının odağı ise birikimin yaşam alanı ve işlev üzerindeki etkisidir. Komşu metin henüz canlı yayın olmadığı için burada ayrı bir rota bağlantısı açılmamıştır.

Ne zaman sağlık ve ev güvenliği sorunu olur?

Eşyaların birikmesi fiziksel çevreyi değiştirdiğinde konu yalnızca “düzen” olmaktan çıkar. Koridor veya kapı önünün kapanması tahliyeyi zorlaştırabilir; ocak, lavabo, tuvalet, yatak ya da ısınma araçlarının kullanılamaması öz bakımı etkileyebilir. Yığılmalar düşme, yangın, haşere, hijyen ve elektrik tesisatına erişim açısından risk yaratabilir. South London and Maudsley NHS Foundation Trust, çıkışların kapanması, düşme ve yangın riskleri gibi güvenlik başlıklarının çok disiplinli değerlendirme gerektirebileceğini belirtir.

Şu sorular, yargılamak için değil güvenliği anlamak için sorulabilir:

  • Evde en az bir güvenli çıkış ve geçiş yolu kullanılabiliyor mu?
  • Yemek, su, ilaç, ısınma ve banyo gibi temel ihtiyaçlara erişim sürüyor mu?
  • Çocuklar, yaşlılar, hareket kısıtlılığı olan kişiler veya hayvanlar için ek risk var mı?
  • Elektrik, gaz, ısıtma, su sızıntısı veya onarım gerektiren bir durum erişilemez hâle geldi mi?
  • Kişi evine sağlık çalışanı, bakım veren veya teknik personel kabul edemiyor mu?

Bu soruların birine “hayır” yanıtı verilmesi tanı koydurmaz; fakat planlı bir görüşmeyi geciktirmeden sağlık, sosyal hizmet, konut veya itfaiye güvenliği desteğinin birlikte düşünülmesini gerektirebilir. Yangın, ciddi tıbbi sorun, kapalı kalma, düşme, tehlikeli elektrik/gaz durumu veya kendine zarar verme riski varsa Türkiye’de 112 aranmalı ve kişi güvenli bir yere geçmelidir.

Tanı ve değerlendirme nasıl yapılır?

Biriktirme bozukluğu değerlendirmesi, “kaç eşyan var?” sorusundan daha geniştir. Ruh sağlığı uzmanı genellikle şu alanları anlamaya çalışır:

  • Eşyaları saklama ve atma güçlüğü ne zaman başladı, zaman içinde nasıl değişti?
  • Eşyalar hangi duyguları, anıları veya olası gelecekleri temsil ediyor?
  • Yeni eşya edinme, çevrim içi alışveriş, ücretsiz eşya alma ya da dijital veri saklama nasıl gerçekleşiyor?
  • Hangi odalar hangi amaçlarla kullanılabiliyor; yemek, uyku, temizlik ve onarım nasıl etkileniyor?
  • Kişi yaşadığı güçlüğü ne ölçüde fark ediyor; aile veya ev arkadaşları ne gözlüyor?
  • Depresyon, kaygı, OKB belirtileri, bilişsel değişiklikler, fiziksel hastalık, ilaçlar ve aile öyküsünde önemli noktalar var mı?

Bu değerlendirme bir internet testiyle veya tek bir ev fotoğrafıyla yapılmaz. Gerekli görülürse ev ortamı hakkında konuşmak, fotoğraf veya eşya kategorileri üzerinden çalışmak gündeme gelebilir; mahremiyet ve güvenlik sınırları, kişinin onamı ve uzmanlık çerçevesi içinde korunmalıdır. Kişinin istemediği bir “sürpriz temizlik” değerlendirme yerine geçmez.

Tedavide neye odaklanılır?

Biriktirme bozukluğu için en çok çalışılan yaklaşım, biriktirme örüntüsüne uyarlanmış bilişsel davranışçı terapidir (BDT). Bu yaklaşım; eşyanın anlamını ve “atarsam hata yaparım” gibi inançları, karar verme süreçlerini, edinme dürtüsünü, kaçınmayı ve duyguların düzenlenmesini birlikte ele alabilir. Ayırma veya düzenleme çalışmaları gündeme gelirse bunların amacı evi bir günde boşaltmak değil, kişinin özerkliğini koruyarak yaşam alanlarının güvenli ve kullanılabilir olmasına yardım etmektir. Ev ortamında çalışma ancak kişinin onamı ve güvenli bir planla yapılır.

Kanıtın sınırlarını bilmek önemlidir. O’Brien ve Laws’ın 2025 tarihli sistematik derleme ve meta-analizi 41 çalışmadaki 47 örneklemi (toplam 1.343 kişi) inceledi. Tedavi öncesi ve sonrası karşılaştırmalarda belirtilerde azalma görülse de, kontrol grubuyla karşılaştırılan sekiz randomize çalışmada standartlaştırılmış etki orta düzeydeydi (g = −0,75) ve birçok katılımcının belirtileri klinik eşik üzerinde kalmaya devam etti. İnceleme, BDT’nin diğer psikolojik yaklaşımlara, grup çalışmasının bireysel çalışmaya veya ev ziyaretli uygulamanın ev ziyaretsiz uygulamaya açıkça üstün olduğunu göstermedi. Bu sonuçlar “herkese aynı tedavi” veya “kesin düzelme” anlamına gelmez.

Tolin, Worden ve Levy’nin 2025 bilim durumu derlemesi BDT’nin biriktirme bozukluğunda etkililiği en kapsamlı incelenen yaklaşım olduğunu, ancak klinik sonuçların çoğu zaman sınırlı kaldığını bildirir. Farklı ülkelerde, kültürel bağlamlarda ve yaşam koşullarında hangi uyarlamaların işe yaradığını gösteren kanıtlar hâlâ gelişmektedir.

İlaçlar biriktirme bozukluğuna özgü, kanıtlanmış bir “boşaltma” çözümü değildir. Eşlik eden kaygı veya depresyon için ilaç gündeme gelirse karar, kişinin tıbbi öyküsü ve tercihleri değerlendirilerek hekim tarafından verilir. İnternetten doz, ilaç değişikliği veya kendi kendine bırakma talimatı almak güvenli değildir.

Yakınıma nasıl yardımcı olabilirim?

Bir yakının eşyalarıyla ilgili endişe, çoğu zaman hem bakım veren hem de yaşayan kişi için yorucudur. Gizlice eşya atmak, kişiyi utandırmak veya “hepsini bugün temizlemezsen…” gibi ültimatomlar kısa vadede alan açsa bile güveni zedeleyebilir ve kaygıyı artırabilir. Ayrıca hangi eşyanın neden saklandığını bilmeden yapılan atım, kişinin önemli gördüğü nesnelerin kaybına yol açabilir.

Daha güvenli bir konuşma şu ilkeleri izleyebilir:

  1. Etiket yerine somut gözlem kullanın. “Evin çok kötü” demek yerine “Koridorun bir bölümü kapanmış; acil durumda çıkış konusunda endişeleniyorum” denebilir.
  2. İzin isteyin. “Bu odanın daha güvenli olması için birlikte bakmamı ister misin?” sorusu, kişinin mülkiyet ve karar hakkını tanır.
  3. Önce güvenlik ve işlevi konuşun. Tüm evi boşaltma hedefi yerine çıkış yolu, ocak, yatak, banyo, ısınma ve ilaçlara erişim gibi öncelikler belirlenebilir.
  4. Uzman desteğini eşlik ederek teklif edin. Kişi isterse aile hekimi veya ruh sağlığı uzmanına başvuru sürecinde yanında olunabilir; onun adına tanı ilan edilmez.
  5. Kendi sınırlarınızı da koruyun. Yardım etmek, kişinin tüm ev işini veya kararlarını devralmak değildir. Bakım verenin kendi sosyal ve psikolojik desteği de önemlidir.

21 nitel araştırmayı inceleyen Jones, Weir ve Yap’ın 2025 sistematik derlemesi, güvenilir ilişkiler, kişinin özerkliği, kabul, öz bakım ve pratik desteğin iyilik hâlini destekleyen ortak temalar olduğunu buldu. Bu, her yakının aynı rolü üstlenmesi gerektiği anlamına gelmez; yardımın biçimi kişinin ihtiyaçlarına ve güvenlik koşullarına göre birlikte belirlenmelidir.

Kişi yardım istemiyorsa?

Biriktirme bozukluğunda kişi yaşadığı güçlüğün kapsamını farklı görebilir veya yardım teklifini eşyalarına yönelik bir tehdit gibi deneyimleyebilir. Tartışmayı “bunun hastalık olduğunu kabul et” noktasına taşımak çoğu zaman iş birliğini güçlendirmez. Bunun yerine, gözlenen somut işlev ve güvenlik sorunları anlatılabilir; küçük ve gönüllü bir adım teklif edilebilir.

Yakınlar, kişi başvurmaya hazır değilken de bir ruh sağlığı uzmanından genel yaklaşım konusunda danışmanlık alabilir. Bu görüşme, kişinin bilgisi dışında tanı koymak veya mülküne müdahale etmek için değil, iletişim ve güvenlik seçeneklerini anlamak içindir. Yangın, ciddi öz bakım eksikliği, kapalı kalma, şiddet veya tıbbi acil durum gibi yakın ve ağır risk varsa güvenlik adımı ertelenmemelidir; 112 ve ilgili yerel acil destekler aranabilir.

Günlük yaşama dair güvenli bir çerçeve

Evde kendi başına kapsamlı bir “temizlik programı” uygulamak, özellikle kişi buna hazır değilse, sorunun duygusal ve karar verme boyutunu atlayabilir. Uzmanla birlikte planlanabilecek daha sınırlı başlıklar şunlardır:

  • Evde herkes için gerekli olan tek bir güvenli geçiş yolunu veya temel bir alanı belirlemek;
  • Eşyaların mülkiyeti ve atılma kararı konusunda açık onam almak;
  • Karar vermeyi zorlaştıran duyguları, düşünceleri ve tetikleyicileri not ederek görüşmeye taşımak;
  • Onarım, yangın güvenliği, hijyen, hayvan refahı veya dijital verilerin yönetimi için gerektiğinde farklı uzmanlıkları bir araya getirmek;
  • İlerlemeyi yalnızca “kaç çöp çıktı?” ile değil, odanın kullanılabilirliği, stres, ilişkiler ve güvenlik ölçütleriyle değerlendirmek.

Bu çerçeve kişiye kendi kendine tedavi ödevi vermez. Biriktirme bozukluğunda sürdürülebilir değişim, kişinin anlam dünyasını ve karar hakkını dışarıda bırakmayan, iş birliğine dayalı bir süreç gerektirir.

Ne zaman acil yardım gerekir?

Aşağıdaki durumlar varsa planlı bir görüşmeyi beklememek gerekir: çıkışların tamamen kapanması veya yangın/elektrik/gaz tehlikesi; kişinin ya da bir yakınının düşme, mahsur kalma veya ciddi yaralanma riski; yiyecek, su, ilaç ya da temel ısınmaya erişimin olmaması; hayvanların acil refah riskinde olması; eşyaları kaldırma girişiminde şiddet; ağır kafa karışıklığı, psikotik belirtiler veya intihar/kendine zarar verme düşünceleri. Türkiye’de hayatı veya sağlığı tehdit eden acil durumlarda 112 aranmalıdır.

Sık sorulan sorular

Her dağınık ev biriktirme bozukluğu mudur?

Hayır. Süreklilik, eşyaları ayırma güçlüğü, sıkıntı, odaların kullanımının bozulması ve güvenlik/işlev sonuçları birlikte değerlendirilir. Geçici dağınıklık veya ekonomik nedenlerle eşya saklama otomatik olarak tanı değildir.

Koleksiyonculuk bir hastalık mıdır?

Koleksiyonculuk tek başına hastalık değildir. Koleksiyonun düzenli olması, kişinin onu isteyerek sürdürmesi ve yaşam alanlarının kullanılabilir kalması sık görülen özelliklerdir. Koleksiyon işlevi belirgin biçimde bozuyorsa uzman değerlendirmesi düşünülebilir.

Biriktirme bozukluğu OKB’nin bir türü müdür?

Aynı tanı grubunda yer alsalar da ayrı durumlardır. Eşyaları saklama motivasyonu, eşlik eden düşünceler, ritüeller, karar verme güçlüğü ve işlev kaybı birlikte incelenir; kişi iki örüntüyü aynı anda yaşayabilir.

Yakınımın eşyalarını gizlice atsam sorun çözülür mü?

Genellikle hayır. Gizli atım güveni zedeleyebilir, yas ve kaygıyı artırabilir. Güvenlik açısından acil bir tehlike varsa ilgili acil hizmetler ve çok disiplinli destek devreye sokulmalı; mümkün olan her durumda kişinin özerkliği korunmalıdır.

Tedavi evi tamamen boşaltır mı?

Tedavinin hedefi her zaman “tamamen boş bir ev” değildir. Daha güvenli ve kullanılabilir yaşam alanları, karar verme becerileri, sıkıntının azalması ve kişinin kendi hedefleri önemlidir. Araştırmalar psikolojik müdahalelerin yarar sağlayabildiğini, ancak belirtilerin herkeste tamamen ortadan kalkmadığını gösterir.

Kişi sorunu fark etmiyorsa ne yapılabilir?

Somut güvenlik ve işlev gözlemlerini yargılamadan paylaşmak, izin istemek ve küçük bir destek önermek daha iş birliğine açıktır. Yakınlar kendileri için de uzman görüşü alabilir. Yakın ve ciddi risk varsa acil güvenlik adımı atılır.

Dijital dosyaları veya hayvanları biriktirmek de bu kapsamda mıdır?

Bazı kişiler dijital verileri silmekte veya hayvan sayısını yönetmekte zorlanabilir. NHS, eşya kavramının dijital veriler veya hayvanlar gibi farklı biçimleri kapsayabildiğini belirtir. Değerlendirmede yine saklama/edinme örüntüsü, işlev, sağlık ve hayvan refahı birlikte ele alınır; bu başlıklar tek başına tanı koydurmaz.

İlgili yazılar

Bu konunun farklı boyutlarını görmek için İstenmeyen Düşünceler Neden Bu Kadar Korkutucu Olabilir? OKB’yi Anlamak, Duygu Düzenleme Güçlüğü: Duyguları Bastırmakla Farkı Nedir? ve Kaygı (Anksiyete) Nedir? Olağan Kaygı ile İşlevselliği Zorlayan Kaygı Arasındaki Fark yazılarına da bakabilirsiniz.

Sonuç

Eşyaları atamamak, ancak süreklilik kazanan saklama ve ayırma güçlüğü yaşam alanlarının kullanımını, günlük işlevi, ilişkileri veya güvenliği belirgin biçimde bozduğunda klinik bir değerlendirme konusu hâline gelir. Biriktirme bozukluğu tembellik ya da ahlaki bir kusur değildir; kişiyle ve yakınlarıyla çalışırken utanç yerine merak, zorlamak yerine özerklik, “hepsini bir anda boşaltmak” yerine güvenli ve iş birliğine dayalı adımlar gerekir. Tanı ve tedavi kararı, kişinin bağlamını bilen bir ruh sağlığı ekibiyle birlikte verilmelidir.

Bilgilendirme: Bu yazı biriktirme bozukluğu hakkında genel bilgi vermek için hazırlanmıştır; tanı, kişisel tedavi planı veya kriz değerlendirmesi yerine geçmez. Kendiniz ya da bir yakınınız için endişeniz varsa bir ruh sağlığı uzmanına veya aile hekiminize başvurabilirsiniz. Acil ve hayatı tehdit eden durumlarda Türkiye’de 112’yi arayın.

Kaynakça